Kafayı bozunca gidilecek yerler listenizin üst sıralarına
ekleyebileceğiniz bir yeri anlatacağım; Behramkale (Assos)…
Kışını bilmem, yazını da… Bana sorarsanız bahar aylarında “bir ben
var benden içeri” noktasına gelebileceğiniz müthiş bir ortam. Sanırım Aristo
ile aynı havayı soluyor hissinin getirdiği felsefik bakış açılarının sonucu.
Önce yolu anlatayım, nerden gideceksiniz bilemem ama İzmir’den
gelenler için olay gayet basit; rotayı kuzeye çevirip, Aliağa, Ayvalık, Edremit
derken Ayvacık’dan sonra sola doğru ayrılan “Behramkale- Assos” yolundan denize
doğru devam ediyoruz. İstanbul’dan gelenler için Çanakkale boğazını geçtikten
sonra (bkz: http://www.gestasdenizulasim.com.tr/),
rotayı güneye çevirip Çanakkale, Ezine derken Ayvacık’dan sağa doğru ayrılan “Behramkale-
Assos” yolundan denize doğru devam ediyoruz. Bu yönden gelirken Geyikli’ye
sapıp deniz kıyısından ve pek çok küçük köy içerisinden geçerek virajlı alternatif
bir yol ile de Assos’a ulaşabilirsiniz.
Kalacak yer alternatiflere 2 ayrı bölgede; tarihi iskele ve Behram
Köyü. Açıkçası ben iskele tarafında kalmanızı öneriyorum; daha ferah ve sakin.
Her iki bölgede de kalacak yer konusunda seçenek var. Biz Kervansaray Otel’de (http://www.assoskervansaray.com/)
kaldık . 2 kişi bir gece yarım pansiyon konaklama 180 tl. Akşam yemeği 5 çeşit meze, ara sıcak, ana yemek (tavuk,
köfte ve balık seçenekleriyle) ve tatlı/meyve olarak sunuluyor ve lezzetli. Bir
de belirtmeden geçemeyeceğim “kalamar tava ekstra”; kalamar tava istediğimizde
en az 3 kere bu cümleyle karşılaştığımız için belirtmek istedim; fiyatı 18 tl. Sabah
kahvaltısı açık büfe, çok çeşitli ve lezzetli.
Yemekleri deniz kenarında ya da kapalı restoranda yiyebilirsiniz,
elbette ki deniz kenarını tavsiye ediyorum ama üstünüze bir ceket almayı
unutmayın. Ana binadaki odalar hakkında fikir veremeyeceğim çünkü biz hemen yan
tarafta pansiyon olarak adlandırılan bölümde kaldık. Aslında ana bina
kalmaktansa bu odaları tavsiye edebilirim çünkü çok güzel bir deniz manzarası
ile sabah sizi uyandıracak olan kırlangıçların yuvaları var.
İskele bölgesinde gezerken kafanızı kaldırıp hemen yamacında
olduğunuz dağın tepesine bakarsanız; Athena Tapınağı’nı göreceksiniz. Deniz
tarafında ise Midilli Adası’yla karşı karşıyasınız. Sıfır rakımdan
sıkıldıysanız; sizi Behram Köyü’ne davet edelim. Öncelikle söyleyelim ki; bütün
otoparklar ücretli; otopark dediğime bakmayın, aracınızı koyduğunuz her yer
ücretli diyebiliriz. Diğer bir hatırlatma da köy sakinleri yani yol boyu
göreceğiniz esnaf ile ilgili; sizi her adımda “şişt,pişt” filan diye
çağıracaklar, hatta “şundan bir alıver” diye aracınızın önüne atlayacaklar,
merak etmeyin her zamanki halleri. Kentin
tarihçesi M.Ö. 6.yy'a kadar gidiyor. Zamanında yüzü denize dönük olan kent
Osmanlı yerleşiminden sonra ters tarafa doğru gelişme göstermiş ve ortaya
Behram Köyü çıkmış.Kent sönmüş bir volkanik tepe üzerine, andezit kayalıkları
arasına, denizden 236 metre yüksekliğe kurulmuş. Assos'un etrafında bol bulunan
andezit taşı kentin inşasında kullanılmış. Assos taşı zor işlenen ama
çok dayanıklı bir taş. Eskiler onun için insan yiyen taş diyorlarmış.
Köyün girişinde sizi Aristo (Aristoteles) karşılayacak. Aristo, MÖ367 veya 366'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki
akademisine girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olmuştur. Okuma tutkusuyla
tanınır ve Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu"
lâkabını takmıştır. Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda
bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak
için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu
gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Planton MÖ347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak
Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşam öyküsü yazarları -herhalde
kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk
etmesinin asıl nedenini görülür. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikıyle, Ksenokratos
ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki
Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı
ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul
kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer
alır.
Yukarı doğru Arnavut kaldırımdan tırmanacaksınız ve Assos antik
kentine daha doğrusu “Athena Tapınağı”na ulaşacaksınız. İçeri müze kartınızla
girebilirsiniz (ücreti hatırlamıyorum) Muhteşem bir manzara eşliğinde Athena
Tapına’ğını seyredeceksiniz. Arkaik çağ'da
Anadolu'da yapılan ilk ve tek dor düzenindeki tapınak, hala büyüleyici. Zeus’un
kızı ve 12 Olimpos Tanrısından biri olan Athena kentin koruyucu tanrıçasıymış.
Sağlam sütunlardan çıkarılan örnek kalıplarla dökülen yeni sütunlar ayakta. Tapınağın
kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800'lü yıllarda Amerikalılar
tarafından götürülmüş. Sütunların üzerlerindeki frizlerin(kabartmaların)
bir kısmı Boston Müzesi, Louvre Müzesi ve İstanbul Arkeoloji müzesinde
saklanıyormuş. Yamaçlara kurulu ve hala kazılmamış antik kentin
büyüklüğü karşısında şaşıracaksınız. Aşağıda, hemen yolun kenarında yer alan doğal
bir kaya oyuğuna yapılmış yaklaşık 2500 kişi kapasiteli antik tiyatroyu
göreceksiniz. Özellikle gün batımında gitmenizi ve Ege’nin muhteşem manzarasının
tadını çıkartmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. (tapınakla birlikte olan fotoğraflarımızın hepsinde biz olduğumuzdan eklemedim; bizsiz bir fotoğraf çekmeyi unutmuşum :) )
Antik kentten çıktıktan sonra hemen sağda “Hüdavendigar Cami”ni
göreceksiniz. Hüdavendigar Camii Osmanlı sultanı
1. Murat Hüdavendigar tarafından 14.yy 'da yaptırılmış. Tek kubbeli ve
kare planlı olarak inşa edilmiş. Caminin giriş kapısı tahminimce dikkatinizi
çekecek ve biraz daha incelerseniz giriş kapısının üzerindeki yazıları
göreceksiniz. Zaten camiyle bir türlü bütünleşmiş gözükmeyen bu kapı aslında kendisinden
daha eski Cornelius kentinin kapısı aslında. Cornelius Kilisesini onartan
Kral Skamandros'un kapıya yazdırdığı yazılara dokunulmamış. Sadece haç
işaretinin iki kanadı kırılmış. Kral şöyle yazdırmış:
Skamandros şehri başkanı Anthimos, mükafat olarak kendi günahlarının bağışlanması için istekli bir şekilde dua ederek, gayretle ve emek vererek, Aziz Cornelius Kilisesi'nin sağlam olmayan bölümlerini güzelleştirmek için tamir ettirdi. Her kim bu kilisenin güzelliklerine, durumuna, mozaiğine ve olağnüstü ihtişamına bakarsa, Tanrı'nın kölesi olan ve bu binayı tamir ettiren Anthimos'un ölmeden önce işlediği günahların affı için dua etsin.
Skamandros şehri başkanı Anthimos, mükafat olarak kendi günahlarının bağışlanması için istekli bir şekilde dua ederek, gayretle ve emek vererek, Aziz Cornelius Kilisesi'nin sağlam olmayan bölümlerini güzelleştirmek için tamir ettirdi. Her kim bu kilisenin güzelliklerine, durumuna, mozaiğine ve olağnüstü ihtişamına bakarsa, Tanrı'nın kölesi olan ve bu binayı tamir ettiren Anthimos'un ölmeden önce işlediği günahların affı için dua etsin.
Behram köyüne ve Assos’a veda ederken “bir daha görüşeceğiz”
hissini bakalım siz de hissedecek misiniz?











